HOME RECENT CHANGES CATEGORIES ALL PAGES RANDOM PAGE ABOUT US CONTACT  
A B C D E F G H I J K L M N O P Q R S T U V W X Y Z
 

Belçika ve Ermeni Sorunu
Belçika, Avrupa Birliği’nin başkenti sayılan Brüksel’e evsahipliği yapması nedeniyle Ermeni sorununda da önemli bir konum kazanmıştır. Buna karşın Belçika’daki Ermeni sayısı en abartılı rakamlarla dahi 3.500-5.000 kişi arasındadır. Buna karşın Belçika’daki Türk nüfusun en az 160.000 olduğu tahmin edilmektedir. Üstelik bunların yarıdan fazlası oy hakkına da sahiptir. Diğer bir ifade ile Belçika’yı içeriden etkileyebilecek ve seçimlerde de etkili olabilecek nüfus açısından Türklerin son derece avantajlı olduğu açıktır. Buna karşın Ermenilerin organize, sürekli ve ısrarcı kampanyaları karşısında Türklerin dağınık, etkisiz ve geçici kampanyaları etkili olamamaktadır ve Belçika siyaseti sürekli olarak Ermeni iddiaları ile karşı karşıya kalmaktadır.


Mart 1985’te Belçikalı bir parlamenterin sorusu üzerine Belçika Dışişleri Bakanı Leo Tindemans ülkesinin terör eylemlerine kesinlikle karşı olduğunu, 1915 olayları nedeniyle de Türkiye’den bu şekilde hesap sorulamayacağını söylemiştir. Bakan Tindemans soykırım konusunun BM çerçevesinde hukuki bir çerçeveye kavuştuğunu ve sözleşme öncesindeki olaylar için özel bir düzenlemenin olmadığını belirtmiştir.

Belçika’da Ermeniler ‘soykırım’ kelimesini yasama kararlarına sokmayı 1998’de başarmışlardır. Ancak bu kelimenin bir hükümet kararı ve Türkiye ile ilişkilerde etkili resmi bir politika haline getirilmesinde sorunlar yaşamaktadırlar. Bu konuda en önemli girişimlerinden biri 2005 yılında başarısızlıkla sonuçlanmıştır. 2005 Haziran’ında Belçika Senatosu Adalet Komisyonu'nda, sözde Ermeni soykırımını reddedenlerin cezalandırılmasını hedefleyen yasa tasarılarına ilişkin görüşmeler, söz konusu yasa tasarılarının reddedilmesi ve Federal Meclis'e iade edilmesiyle son bulmuştur. Valon Liberal Parti (Mouvement Reformateur-MR) ve Valon Yeşiller'in (ECOLO) girişimleriyle sunulan, sözde soykırımı kabul etmeyenlere para ve hapis cezası öngören tasarıların reddedilmesiyle, konuya ilişkin yasanın eski halinde kalması, sadece uluslararası kurumlarda tanınmış soykırımların dikkate alınması kararlaştırılmıştır. Federal Meclis'te onaylanarak Senato'nun onayına sunulan yasa değişiklik tasarılarında Ermeni soykırımı iddiaları gündeme taşınıyor ve bu iddiaları reddedenlerin 8 gün ila bir yıl hapis, 26 ila 5.000 euro para cezasına çarptırılmaları hedefleniyordu. Tasarının geçmemesinde Türk asıllı siyasetçilerin de çabası etkili olmuştur. Örneğin ürk asıllı Flaman sosyalist senatör Fatma Pehlivan da, Adalet Komisyonu'nda yaptığı konuşmada, Belçika Senatosu'nun bu tür tartışmalar için platform ve karar yeri olamayacağını belirtti. Pehlivan, farklı görüş ve tarihi olayları kendisinin de gündeme taşıyabileceğini, ancak bunları tartışma yerinin Belçika Senatosu olmadığını belirtmiştir. Bu görüşmeler esnasında asıl hedefte ise Türk asıllı bakan Emir Kır vardı. Ermeni örgütleri Bakan Kır’ı ‘inkârcı’ olarak etiketlediler ve onu adeta hedef tahtası haline getirmişlerdir. Özellikle Senatör Alain Destexhe, Bakan Kır’ın ‘inkârcı’ olduğunu söyleyerek Adalet Bakanı’ndan ve partisinden kendisini kınamasını talep etmiştir. Batı Avrupa toplumunda İkinci Dünya Savaşı döneminden kalan bir miras olarak ‘inkârcı’ olmak en ağır suçlardan biridir. Kır, Ermeni iddiları konusunda farklı düşünmesi nedeniyle çok farklı alanlardan da saldırıya uğramaktadır ve bazen bu saldırılar yabancı düşmanı ve/veya ırkçı gruplardan da gelebilmektedir. Örneğin Belçika’da Müslümanların siyasette etkinliğinin gereğinden fazla arttığını düşünen The Brussels Journal’dan Paul Belien, Kır’ın Ermeni meselesindeki bakış farkını yazısında çok sert bir dille istismar etmiştir. Kurban Bayramı’nda Brüksel’de 20.000’den fazla koyunun katledildiğini okurlarına duyuran Belien, bu duruma izin verilmesini Belçikalı Müslüman siyasetçilere bağlamış, gayri-medeni olmakla itham ettiği bu tür uygulamaları anlattıktan sonra Belçika’daki sözde Ermeni soykırımı anıtının da Kır tarafından yok edilmek istendiğini söyleyerek bu şekilde okurlarının zihninde medeni-gayri medeni zıtlığını kurmaya çalışmıştır.

Ermenilerin görüşmeler esnasında bir diğer taktiği ise konunun tartışılmasını engellemek olmuştur. Örneğin komisyona uzmanların çağrılması önerisi ‘gerek olmadığı’ gerekçesiyle reddedilmiştir. Ermeniler ‘Ermeni soykırımı’nı tartışmaya gerek olmadığını, bunun herkes tarafından zaten kabul edilen bir gerçek olduğunu savunmuşlardır.

Ermeni lobisinin çabaları 2006 yılında da devam etmiştir. Bu çabalardan biri de Belçika’daki ders kitaplarına tamamen Ermeni yanlısı bir şekilde 1915 olaylarının eklenmesidir. Önerinin sahibi Ermeni lobisine yakınlığı ile bilinen Senatör Defraigne’dir. Bu teklif Bölgesel Parlamento’nun gündeminde beklemektedir. 2006’daki bir diğer girişim ise yine Meclis’te olmuştur. Ermeni ‘soykırım’ iddialarını kabul etmeyenlere ceza verilmesini öngören yasa önerisi Ermeni lobisine yakınlığı ile bilinen Valon Liberal Partisi üyelerince verilmiştir. Buna göre iddiaları kabul etmeyenlere 26.000 Euro para cezası, 8 günden 1 yıla kadar da hapis cezası öngörülmektedir. François Roelants du Vivier ve Christine Defraigne tarafından 2 Mayıs’ta sunulan öneri Ermeni olaylarını Yahudi Soykırımı ile eşdeğer tutmaktadır. Bu tasarı gündemdeyken Valon Liberal Partisi kendi bünyesindeki Türklerden de Ermeni iddialarını kabul ettiğini ilan etmelerini talep etmiş ve bunun sonucunda adaylardan Derya Bulduk istifa etmek zorunda kalmıştır. Bulduk “Soykırımı kabul etmemi istediler. Susmadım, adaylıktan çekildim. Parti başkanıyla basın toplatısı düzenleyip soykırımı tanımamı istediler” demiştir. Bulduk’un sözleri dikkate alınırsa VLP Türkler arasında görüş farkı oluşturarak kendisine yöneltilen eleştirileri en aza indirmek istemiştir.

Ermenilerin soykırım iddialarını Belçika siyasetine kabul ettirmede yaşadıkları en önemli zorluk Türk seçmenlerin Belçika siyasetinde artan ağırlıklarıdır. Özellikle vatandaşlığa geçen her bir Türk Belçikalı Ermenilerin başarı şansını azaltmaktadır. Ayrıca Belçika’da Ermeni sorununu gündeme taşıyan en önemli unsurlardan birinin de Fransa’nın etkisi olduğu unutulmamalıdır. Belçika, Fransa’daki gelişmelerden büyük oranda etkilenmektedir. Ayrıca Fransa’daki çok güçlü Ermeni lobisi Belçika’da da kendi ülkelerindeymiş gibi faaliyetlerini sürdürmektedirler.


Yazan: Doç. DR. Sedat LAÇİNER
      
 

● Print This Page   ● Send Your Friend

http://www.usakgundem.com/images/politika222.jpg

A B C D E F G H I J K L M N O P Q R S T U V W X Y Z

Recent Changes
Güner Özkan
Animal Phobias
7 CIA Agents Murder by the Taliban
CIA Agent Deaths on the Job (1947-2003)
Sarkozy's Common Economic Space Proposal for Turkey
Igor Muradyan
Voiceof Armenia
National System
Turkish Foreign Ministry's Imrali Statement, 4 December 2009
Page Menu
  ● Print This Page
  ● Send Your Friend
Comments

The Axis Discussion in Turkish Foreign Policy
by Kamer Kasim

An Intelligence Coup or an Intelligence Failure?
by Arzu Celalifer Ekinci

Israel Needs a Palestinian State
by Alon Ben Meir
JTW News
● US Welcomes Turkey’s Efforts over Iran Issue
● EU Foreign Policy U.S.-Based: Mottaki
● UK: Torture Inquiry Chief Won't Be Replaced
● Leaked Afghan War Files a 'Dangerous' Risk: Gates
● Saudi and Syrian Leaders Meeting in Beirut for Talks
Links
USAK
Journal of Turkish Weekly
USAK Gundem
Review of International Law and Politics
Journal of Central Asian and Caucasian Studies
Turkish Daily Mail

http://www.turkishweekly.net/images/usak.jpg

USAKPedia
USAK House,
Ayten sok. No:21
Mebusevleri, Tandogan, Ankara, Turkey